
Ülseratif kolit kolonun kronik, tekrarlayan, kontrolsüz inflamasyonu şeklinde presente olan hastalığıdır. Olguların çoğunda rektum tutulmuş olup, inflamasyon buradan proksimale doğru yayılım gösterir. Terminal ileum tipik olarak tutulmaz. Hastalığın seyri ve yaygınlığı bireysel farklılık gösterdiği için, bireysel tedavi yaklaşımları gereklidir. Her yaşta görülebilmekle birlikte en sık 15-25 yaşları ve 55-65 yaşları arasında görülür. İnsidans 5/100.000 ve prevalans 50/100.000 arasında değişir.
Etiyolojide spesifik gen ilişkisi bulunamamıştır. Ancak insidensin monozigot ikizlerde, beyaz ırk ve Musevilerde artmış olması ve ayrıca alevi yatkınlık olması genetik faktörlerin etiyolojiden sorumlu olmasını destekleyen bulgulardır.
Normalde pek çok patojen (salmonella, shigella gibi) inflamasyon cevabını başlatabilir. Ayrıca barsakta allerjik nedenlere veya nonsteroidal antiinflamatuar ilaç kullanımına bağlı olarak oluşan mukoza hasarı sonucu enterik bakterilere (özellikle Bacteroid suçları) bağlı inflamasyon oluşabilir ama bu inflamasyon ardından baskılanır. İnflamatuvar barsak hastalığı ile ilgili herhangi bir etken kesin olarak izole edilememiştir ya da ilişkilendirilememiştir. Appendektomi, oral kontraseptifler, rafine şeker bu hastalıkların potogenezinde suçlanan faktörlerdir.
Vakaların %40-50’de distal, %40’da sol kolon tutulumu ve %20’de pankolit görülür.
Klinik belirtiler, hastalığın şiddeti ve yaygınlık derecesi ile orantılıdır. Hastalık, olguların %68’inde hafif, %26’sında orta şiddette ve %6’sında şiddetli seyreder. Kanlı diyare, diyare ve karın ağrısı en sık rastlanan belirtilerdir.
Diyare: Hastalığın başlangıcında ve aktivitenin az olduğu durumda diyare vardır. Genellikle müküslü feçes çıkartılır. İnaktif evrede diyare ve/veya konstipasyon, spastik kolon belirtisidir.
Karın ağrısı: Süregen ağrıya seyrek rastlanır. Abdominal kramp daha sık görülür.
Fe eksikliği anemisi, ağır olgularda lökositoz, sola koyma ve trombositoz bulunur. Akut faz reaktanlarından, eritrosit sedimentasyon hızı ağır olgularda yükselir, C-reaktif protein (CRP) seviyeleri artar. CRP proktit ve proktasigmoidit de nadiren yükselir. Trombosit sayısı yükselir.
1. Perforasyon: Perforasyon genellikle toksik megakolonlu hastada gelişirse de, seyrek olarak toksik megakolon olmadan da gelişebilir. Perforasyon daha çok ilk ÜK atağında ve sol kolonda gelişir.
2. Striktür: Crohn hastalığının aksine ÜK’de seyrek gelişir. Remisyona girmeden uzun süre devam eden olgularda gelişebilir ve müsküler tabakanın hipertrofisi ve kalınlaşmasına bağlıdır. Biyopsi ile kanıtlanmayan malign lezyona bağlı olabilir; bu nedenle ilke olarak rezeke edilmelidir.
3. Toksik megakolon: ÜK’nin en sık rastlanan ve en ciddi komplikasyonudur. Şiddetli ve yaygın hastalığı olan olgularda gelişir ve yangısal olayın submukozayı aşarak müsküler tabakaya dek ulaşması sonucunda gelişir. Klinik tablo hızla bozulur. Radyolojik olarak kolon dilatasyon ve distansiyonuna ek olarak ateş, taşikardi, lökositoz ve anemi vardır. Antikolinerjikler, narkotik analjezikler ve antidiyareikler, toksik megakolon gelişmesine zemin hazırlar. Kuşkulu olgularda 12-24 saat aralıklarla karın grafisi çekilerek hasta izlenmelidir. Kolon dilatasyonu saptanır; çapı 6 cm’yi geçer.
4. Kolon kanseri: ÜK’nin komplikasyonu olarak kolon kanseri gelişmesi uzun süreden beri bilinir. Erken yaşta başlayan ve uzun süre devam eden yaygın ÜK’li olgularda gelişir. Başlangıcından beri 20 yıl geçmiş olan olguların % 7,2’sinde, 30 8 yıl geçmiş olanların %16,5’inde kolon kanseri geliştiği görülmüştür. Erken tanı güçlüğü vardır zira kolon kanserinin klinik belirtileri ÜK belirtileri ile maskelenir. Periyodik ciddi kolonoskopi incelemesi yapılması ve multipl biyopsiler alınması gerekir. Literatürde seyrek de olsa ÜK’nin böbrek hücreli karsinom ile birlikteliğine rastlanmaktadır.
5. Masif kanama ve psödopolipozis gelişebilir.
Ülseratif kolitli hastaların tanısı kolonoskopi ve bu işlem sırasında alınan biyopsiler ile konulur. Hastaların gastroenteroloji uzmanı takibinde olmaları önemlidir.
Sağlıklı günler dilerim .
